Scroll Top
Vişnelik Mah. Tuncay Sok No:4/3 Odunpazarı Eskişehir

Menopoz nedir ve nasıl yönetmek gerekir?

female-doctor-gynecologist-with-patient-at-her-off-PDC387P 2

 

Menopoz bilindiği üzere kadında yumurtalık rezervlerinin tamamen tükenmesi ve adetlerin kesilmesi anlamına geliyor. Bir kız bebeğin doğumunda yumurtalıklarında 1,5-2 milyon civarı yumurta bulunur. Yumurta folikülleri yaşla birlikte giderek azalır ve ergenlik döneminde 300-400 bin civarına düşer. Adetlerin başlamasıyla birlikte her ay bir yumurta atılmaya başlar ve bu durum kırklı yaşlarda yumurtalıktaki rezervlerin azalmasına bağlı olarak seyrekleşmekle birlikte menopoz dönemine kadar sürer. Bu şekilde bir kadının yumurtalık rezervi daha doğumunda belli olduğu için menopoz yaşının dışarıdan bir müdahaleyle gerçek anlamda uzatılması mümkün değildir, ancak o bölgeye yöneltilmiş yumurtalıklara zarar verecek radyoterapi, kemoterapi gibi uygulamalar nedeniyle yumurtalık rezervinin daha erken tükenmesi mümkündür. Avrupa’da menopoz yaş ortalaması 50-52 civarıyken Türkiye’de 47-49 yaş arası olarak kabul edilmektedir. Günümüzde artan yaşam süreleri de göz önüne alındığında bu süre neredeyse kadın yaşamının üçte birlik kısmına denk gelmektedir.

Menopoza yakın dönemlerde vücutta birçok hormonal değişiklikler yaşanır, bunların en önemlisi iki temel kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron arasındaki dengenin bozulmasıdır. Östrojenin vücutta çeşitli kaynakları varken progesteronun tek kaynağı yumurtlamayla birlikte yumurtanın atıldığı folikülden oluşan corpus luteum adlı yapıdır. Kırklı yaşlarla birlikte yumurtlama seyrekleşmeye başladığı için progesteron düzeyleri östrojen karşısında yetersiz kalmaya başlar ve bu karşılığı olmayan östrojenin uterus iç tabakası endometrium başta olmak üzere vücutta birçok olumsuz etkisi bulunur. Endometrium normalde olması gerekenden daha fazla kalınlaşarak düzensiz kanamalara ve malignite öncüsü hücrelerin bu kalınlık içerisinde barınmasına yol açabilir. Ayrıca bu dönemde sıcak basmaları, uyku ve duygu durum düzensizlikleri de izlenebilir. Tıbbi olarak gerekli görüldüğü takdirde bu dengenin progesteronun dışarıdan verilmesi yoluyla sağlanarak bu sorunların önüne geçilmesi mümkündür.

Menopoz sonrası dönemde ise artık östrojen de progesteron da yetersizdir ve bu durum kadın vücudu üzerinde sadece adet görmemek yoluyla rahim ve yumurtalıklar üzerinde değil; vücudun genelinde yaygın değişikliklere yol açar. Metabolizma bir miktar yavaşlar, cilt turgoru azalır; östrojenin hafıza, kalp-damarlar ve kemikler üzerindeki koruyucu etkileri ortadan kalkar. Bütün bu değişiklikler bu dönemde bazı müdahaleleri gerekli kılmaktadır. Kalori alımının bir miktar azaltılması, düzenli egzersize günlük rutinde yer verilmesi ve her yönden aktif bir hayat tarzı önemlidir. Menopozun özellikle ilk beş yılında uygun kişilerde ve uygun dozda hormon takviyesinin risk-fayda analizlerinde faydası ağır basmaktadır.  Ayrıca metabolizma, bağışıklık ve kemik sağlığı ile ilgili etkileri nedeniyle kalsiyum, magnezyum ve D vitamini takviyelerinden de fayda görülmektedir. Bütün bu takviyelerle beklenen yaşam süresini ve bu süredeki yaşam kalitesini arttırmak mümkün gözükmektedir.

Son yıllarda biz menopoz döneminde vajinal sağlık ve gençleştirmeye yönelik lazer, PRP, hyalüronik asit dolgu enjeksiyonları gibi uygulamalar da yapabiliyor ve başarılı, yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz. Menopoz doğal bir süreçtir ancak üzerimizdeki etkilerini azaltmak ve bu süreyi mutlu geçirmek için kontrol altında olmamız ve doğru zamanda doğru müdahalelerin yapılması önemlidir.

bir yorum bırakın

Gizlilik Tercihleri
Web sitemizi ziyaret ettiğinizde, tarayıcınız aracılığıyla belirli hizmetlerden gelen bilgileri genellikle çerezler biçiminde saklayabilir. Burada gizlilik tercihlerinizi değiştirebilirsiniz. Bazı çerez türlerinin engellenmesinin web sitemizdeki ve sunduğumuz hizmetlerdeki deneyiminizi etkileyebileceğini lütfen unutmayın.